İnançlı işlem davası, bir mal veya hakkın belirli amaçla güvenilen kişiye devredilmesine rağmen, bu kişinin kararlaştırılan şart gerçekleştiğinde iade ya da yeniden devir borcunu yerine getirmemesi üzerine gündeme gelir. Tapuda malik görünen kişi ile tarafların gerçek ekonomik amacı farklı olabilir.
Avukat Atakan Ayhan, Beykoz ve İstanbul’daki inançlı işlem uyuşmazlıklarında yazılı anlaşmayı, para hareketlerini, tapu devir zincirini ve tarafların işlem sonrasındaki davranışlarını birlikte inceler. Çünkü bu davalarda sonucu çoğu zaman işlemin adı değil, ispatlanan gerçek ilişki belirler.
İnançlı İşlem Nedir?
İnanan, hakkını güvenilen kişiye devreder; inanılan ise bu hakkı kararlaştırılan amaçla kullanmayı ve koşullar oluşunca iade etmeyi üstlenir. Teminat amacıyla devir, kredi sağlamak için tapunun geçici aktarılması veya aile içi güven ilişkisi uygulamada görülen örneklerdir. İnanç sözleşmesi kanunda özel bir sözleşme tipi olarak düzenlenmemiştir; sözleşme özgürlüğü ve yerleşik içtihatlar çerçevesinde değerlendirilir.
İşlem muvazaadan farklıdır. Muvazaada taraflar görünürdeki işlemin sonuç doğurmamasını ister. İnançlı işlemde devir gerçekten yapılır; ancak inanılanın hakkı kullanması ve geri verme borcu iç anlaşmayla sınırlandırılır.
Tapu İptali ve Tescil Ne Zaman İstenir?
İnançlı işlem taşınmaza ilişkinse ve iade borcu yerine getirilmiyorsa, şartları oluştuğunda tapu iptali ve tescil talep edilebilir. Davacı, devir anındaki anlaşmayı ve geri isteme hakkının doğduğunu kanıtlamalıdır. Borç henüz muaccel değilse veya sözleşmedeki karşı edim yerine getirilmemişse talep reddedilebilir.
Taşınmaz üçüncü kişiye devredilmişse tapu siciline güven, üçüncü kişinin iyiniyeti ve uyuşmazlığı bilip bilmediği incelenir. Kötüniyet ispatlanırsa tescil talebi yeni malike yöneltilebilir; iyiniyetli kazanım korunuyorsa tazminat ve alacak yolları gündeme gelebilir.
İspat İçin Hangi Belgeler Önemlidir?
Yargısal uygulamada inanç anlaşmasının yazılı delille ispatı temel önem taşır. Belgenin resmî şekilde düzenlenmesi her olayda aranmasa da tarafların imzasını taşıması ve ilişkiyi açıklaması gerekir. Yazılı delil başlangıcı varsa tanık anlatımları tamamlayıcı olabilir. Yakın akrabalık tek başına ispat kuralını ortadan kaldırmaz.
- İmzalı inanç sözleşmesi veya protokol
- Tapu resmî senedi ve tedavül kayıtları
- Banka dekontları, kredi ve ödeme belgeleri
- İade taahhüdünü gösteren mesaj veya yazışmalar
- Vergi, kira, bakım ve kullanım kayıtları
- Üçüncü kişiye devir varsa alıcının bilgi durumunu gösteren deliller
Belgede “emanet”, “teminat”, “borç bitince iade” gibi ifadelerin bulunması önemli olabilir; ancak belgenin tamamı ve olayın ekonomik akışı değerlendirilir. Sahtecilik iddiası varsa imza incelemesi gündeme gelebilir.
Zamanaşımı ve Talep Tarihi
Zamanaşımı başlangıcı, inanç sözleşmesindeki iade koşuluna ve borcun muaccel olduğu tarihe göre belirlenir. Her dosyada tapu devri günü başlangıç kabul edilmez. Borcun ödenmesi, ihtarın tebliği veya kararlaştırılan sürenin dolması farklı sonuç doğurabilir. Bu nedenle sözleşme ile ödeme takvimi yan yana incelenmelidir.
Hak kaybını önlemek için yalnız genel zamanaşımı süresine güvenilmemelidir. Üçüncü kişiye devir, haciz veya ipotek riski varsa ihtiyati tedbir talebi gecikmeden değerlendirilmelidir.
Davanın Tarafları ve Mahkeme
Dava, geri verme borcunu yerine getirmeyen tapu malikine karşı açılır. Taşınmazın aynına ilişkin tescil talebinde görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi, kesin yetkili yer ise taşınmazın bulunduğu yerdir. Davada taşınmazın ada, parsel ve bağımsız bölüm bilgileri açıkça belirtilir.
Benzer görünen taleplerin hukuki dayanakları farklıdır. Genel süreç için tapu iptali ve tescil davası, miras bırakanın görünürdeki devri için muris muvazaası, paylı mülkiyetin sona erdirilmesi için ortaklığın giderilmesi ayrıca incelenebilir.
Sık Yapılan Hatalar
Yalnız tanık anlatımına güvenmek, iade koşulunu açık göstermemek ve ödemenin kaynağını belgelememek en sık sorunlardır. Tapu malikinin her tasarrufunu otomatik olarak geçersiz saymak da doğru değildir. Tedbir talebi, üçüncü kişinin hukuki durumu ve alternatif alacak talebi baştan planlanmalıdır.
Dava dilekçesinde hem “muvazaa” hem “inançlı işlem” ifadelerini açıklamasız biçimde kullanmak hukuki vakıayı belirsizleştirir. Olayın kronolojisi, devir amacı, tarafların yükümlülükleri ve ihlalin gerçekleştiği tarih ayrı başlıklarla ortaya konulmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
İnançlı işlem sözlü kurulabilir mi?
Geçerlilik ve ispat ayrıdır. Uyuşmazlıkta yazılı delil büyük önem taşır; somut belge yapısı ayrıca incelenmelidir.
Tapu benim adıma değilse dava açabilir miyim?
İnanç anlaşmasının tarafı ve gerçek hak sahibi olduğunuzu uygun delillerle göstermeniz gerekir.
Tanık yeterli olur mu?
Kural olarak yazılı delil aranır. Yazılı delil başlangıcı ve kanuni istisnalar varsa tanık değerlendirmesi değişebilir.
Üçüncü kişiye satış yapılırsa ne olur?
Yeni malikin iyiniyeti araştırılır. Tescil mümkün değilse inanılana karşı tazminat veya alacak talebi gündeme gelebilir.
Dava açmadan ihtar gerekir mi?
Her dosyada zorunlu değildir; ancak iade borcunun muacceliyeti ve temerrüt bakımından ihtar önemli olabilir.
Görevli mahkeme hangisidir?
Taşınmazın aynına ilişkin tapu iptali ve tescil talebinde asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
İhtiyati tedbir alınabilir mi?
Yaklaşık ispat ve gecikme riski gösterilirse mahkeme tapu kaydına tedbir koyabilir; karar somut koşullara bağlıdır.
Atakan Ayhan’ın gayrimenkul dosyalarındaki yaklaşımı, yazılı delil zincirini kurmak, muacceliyet tarihini belirlemek ve tapudaki yeni devir riskini aynı dosya planında ele almaktır.
Hukuki bilgilendirme: Bu içerik genel bilgilendirmedir. İnanç sözleşmesi, tapu kayıtları, ödemeler, üçüncü kişilerin durumu ve güncel içtihatlar somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

